Ayin (Kilise) Müziği Nedir Tarihçesi Hakkında Bilgi

Pazartesi, 18 Mart 2013, 14:41 | Bilgi Paylaşımı | 0 Yorum
by admin

Kilise müziği nedir nasıl yapılır, Ayin müziği tarihçesi

Ayin müziği, kilise müziği olarak da bi­linir, dinsel törenlerde seslendirilmek üzere bestelenen müzik. Terim genellik­le Hıristiyan geleneği için kullanılır. Yahudi sinagoglarında kantor’a (korodaki erkek şarkıcı) cemaati etkileyip coşturabilecek doğaçlamalı şarkı söyleme olanağı ve­ren müzik uygulamalarından doğan ilk Hı­ristiyan ayinleri, cemaatin söylediği responsorius denen basit bir nakaratı içerirdi. Zamanla bu nakaratlardan Batı dinsel ezgi­leri gelişti. Bunların sonuncusu olan Gregorius dinsel ezgisi, Karolenjer zamanında doruğuna ulaştı. 10. yüzyıldan başlayarak çok sayıda ilahi de ortaya çıktı.

Çokseslilik başlangıçta büyük yortularla sınırlı kaldı. Virtüöz şarkıcıların solo ya da toplu olarak seslendirmelerine org ya da bir grup çalgı eşlik ediyordu. 1200’lerde bu erken çoksesli üslup, Notre-Dame okulu bestecileri Léonin ile Pérotin’in olağanüstü organumlarıyla doruğuna ulaştı.

14. yüzyıl, az ya da çok eğitim görmüş besteciler tarafından oldukça basit ve tek- sesli (uygusal) olarak bestelenmiş yerel tropelerin artışına tanık oldu. Buna karşılık Fransız çevrelerinde gerek mote­te, gerek missa bölümlerine eş ritim uygulandı. Missa ayininin genel bölümü Ordinarius’u ilk kez bir bütün olarak alan birkaç çok sesli beste de bu yüzyıldan kal­madır.

Ortaçağ sonlarının kilise müziği, yöntem ve anlatım açısından giderek daha dolaysız hale geldi. Ritim incelikleri, yerini güçlü bir tonalite, düzen ve simetri eğilimine bıraktı. Burgonyalı Guillaume Dufay’nin, İngiliz John Dunstable, Leonel Power ve çağdaşla­rının ayin müzikleri manastır ve katedraller­den çok, prens şapelleri ve saray törenleri için bestelenmişti. Rönesans sırasında çoksesli müzikte solist­lerden çok, küçük koroların kullanılması yer­leşti. A cappella (çalgısız koro) tarzı bu döneme rastlar. Bununla birlikte kilise korolanna kimi zaman org ya da daha başka çalgılar eşlik etmekteydi. Felemenkli Jacob Obrecht ve Jean d’Okeghem ile onları izleyen ünlü besteci Josquin des Prez kimi zaman kasvetliliğe varan bu sanata aydınlık ve lirik bir hava getirdiler. Sonraki kuşak­tan Palestrina, Lasso, İspanyol Tomas Louis de Victoria ile Cristóbal de Morales ve İngiliz William Byrd ayin müziğine önemli katkılarda bulundular. Gene bu dönemde, önceleri çoksesli söyle­meye yatkın koroların bulunmadığı durum­larda kullanılan org müziği de büyük geliş­me gösterdi. Orgcular yalın ezgili ilahileri, kantikleri ve missalan koro ya da cemaatin söylediği yalın ezgili dizelerle dönüşümlü olarak seslendirmeye başladılar. İngilte­re’de antifonal ilahi {bak. antifon) ve İtal­ya’da barok motet gibi karmaşık vokal sololar içeren türlerin önem kazanışı, orgcu­lara koroya eşlik ederken doğaçlama yapma yeteneklerini de geliştirmelerine olanak ta­nıdı. Venedik’te Andrea ile Giovanni Gabrieli ve onları izleyenler uzamsal karşıtlık­lardan, yaylı ve üflemeli çalgılar ile insan sesinin birbirleriyle zıtlaşan ses yükseklikle­rinden yararlandılar.

Almanya’da koral denen ilahi melodisi motetlerin, org müziğinin, daha sonraları da kantatların önemli bir öğesini oluşturdu. Heinrich Schütz, Franz Tunder ve Dietrich Buxtehude, müziğin kilise ayinlerinde ağır­lık kazanmasını sağladılar. Bu müzik J. S. Bach’ın bestelerinde doruk noktasına ulaştı. Klasik dönemde antifonal ilahiler, motet- ler ve missalar genellikle alışılagelmiş biçi­miyle sürdürüldü. Çağın büyük bestecileri ayin metinlerini kiliselerden çok, konser salonlarını göz önünde tutarak bestelediler. Haydn ve öbür erken dönem Viyana ustala­rının engin sesli, coşkulu ve kilisede seslen­dirilmek üzere bestelenmiş missalan yerel düzeyde kaldı. Beethoven, Schubert ve Anton Bruckner’ in missalan, Gioacchino Rossini ile Brahms’ın motetleri, César Franck ile Max Reger’in org müziği, Hector Berlioz ile Giuseppe Verdi’nin requiem’leri 19. yüz­yılın son derece çeşitlenmiş kilise müziğine örnektir. 16. yüzyılın üslubunu canlandırma yolundaki girişim, kilise müziği yazan bazı bestecileri romantizmin aşın süslerinden uzaklaştırdı. 20. yüzyılda Ralph Vaughan Williams, William Walton, Benjamin Brit­ten, Oliver Messiaen, Francis Poulenc, Igor Stravinski ve Krzystof Penderecki gibi bes­teciler, kalıplara yeni boyutlar kattılar.

Ayin Kilise Müziği

Yorum Yazın