4:05 am - Cuma Ağustos 23, 2019

Gotik Nedir

Cuma, 7 Aralık 2012, 12:43 | Bilgi Paylaşımı | 0 Yorum
by admin

Gotik mobilya denince akla tarih çağları gelir. Gotik önemli bir mimari tarzdır. 12.yüzyılın ilk yarısında beliren bu tarz geleneksel yığma yapı tekniğinin en gelişmiş örneklerini içerir. Gotik yapılardaki alevsi sivri kemerler, çapraz kaburgalı tonozlar, uçan payandalar, zarif çatı kulecikleri, gül pencereler, renkli vitraylar, yetkin bir işçilikle bezenmiş taş ve ahşap yüzeyler Orta Çağ’ın karanlık dönemlerinin gerilerde kaldığının göstergesidir.

Orta Çağ’ın bu son yüzyıllarında artık el sanatlarının, imalatın ve ticaretin hızla yol aldığı şehirlerde burjuva zengin ve rahat bir yaşam sürüyordu. Ailelerin zenginliğinin bir kanıtı kıymetli eşyalarla donanmış bir evdi. Buna bağlı olarak mobilyaya verilen önem giderek artmaktaydı. İlk olarak 13.yy.da Fransa’da sandık yapımcılarının marangozlardan ayrı bir lonca kurmaları bunu yansıtmaktaydı. Mobilya ustaları katedrallerde görülen özenli taş işçiliğini örnek alarak ince detaylar geliştirmeye başlamışlardı.

1250’den itibaren ahşap planyasının geliştirilmesi daha yüksek bir kalitenin elde edilmesinde etkili olmuştu. Mobilyanın duvarlarını oluşturan ahşap tablaların yapımında yeni yöntemler uygulanıyor, eklemler eskisine göre daha sağlam ve düzgün yapılıyordu. Yüzey süslemelerinde temiz işçiliğe önem veriliyordu.
Bir mimari tarz olan Gotik’in mobilyaya yansıması ancak bir yüzyıl sonra 13.yy.’da olmuştu. Bu alanda en yetkin örnekler ise artık Rönesans tarzının da görüldüğü 15.yy.’a rastlamıştı. Orta ve kuzey Avrupa’da Gotik mobilya 16.yy.’da da devam etmiştir.

Gotik mobilya temelde kendisinden önceki dönemin yapısal özelliklerini taşırdı. Günümüzdekilerle karşılaştırıldığında hantal, ağır ve rahatsızdı. Çoğunda sandıksı bir görünüm vardı. Temel malzeme masif ahşaptı. Meşe, ceviz ve ıhlamurdan başka çeşitli meyve ağaçları ve iğne yapraklılar da kullanılırdı. Yüzey meydana getirmede çerçeveli tabla yöntemi çok tipikti. Çerçevelerin yapımında gönye birleşmelere önceki dönemlerden daha çok rastlanıyordu. Levhaların birleşmesinde en çok zıvanalı geçmeler kullanılırdı. Dönemin sonlarında kırlangıç kuyruğu geçmeler de uygulanıyordu. Mobilya yüzeylerinde en çok oyma ve boyama şeklinde süslemeler vardı. Bazı sandıkların üzerine alçı kabartmalar yapıştırılarak boyanmış ya da altın varak kaplanmıştı. Oyma ve alçı süslerde mimarinin etkileri çok  örülürdü. İçi girift desenlerle doldurulmuş sivri ya da dilimlenmiş kemerler ve gül pencere biçimlerinin yanı sıra mobilyanın kenarlarında çıkıntı yapan kulecikler, çengel bezekler, tepe tomurcukları vb. heykelsi süsler de vardı. Ağaç oyma yüzeyler arasında insan figürlerinin yer aldığı karmaşık rölyefler özellikle kuzey Avrupa mobilyalarında dikkat çekiciydi. Yine kuzeyde (İngiltere, Kuzey Fransa, Hollanda) 15.yy.’dan başlayarak çerçeveli tablaların üzerine oyulan katlı kumaş motifi eşitlemeleri çok yaygındı. Gotik mobilyalarda doku oluşturacak şekilde geometrik motiflerin tekrarlanması İslam sanatı etkisi ile gelişmiş tipik bir oyma biçimiydi. İspanya’daki Arap mimarisinin yüzey dokuları, kündekâri ahşap işçiliği ve kakma sanatı dolayısıyla oluşan üçgenli biçimlerin yorumlanması ile meydana gelen bu dokular bazen kalın şeritler halinde bazen de çevrelenmiş bir alanın içini doldurmak üzere uygulanıyordu.

Boyalı mobilyalar daha çok İtalya’da yapılıyordu. Bunların üzerine gerilen tuvallerde dönemin önemli ressamlarının çalışmaları da olabiliyordu. Resimlerin konusu İncil’den, popüler hikâyelerden ya da günlük yaşamdan alınıyordu. Doğrudan ahşap yüzeyin üzerine yapılan boyamalar genellikle bitki ve hayvan motiflerinden oluşan süslemelerdi. Bu tür süslemelerde Roma, Bizans ve Barbar etkileri karışık bir şekilde yer alıyordu. Ustaca uygulanmış olanları vardı ama bu tür boyama çoğu kez daha acemi kalfalar tarafından gerçekleştirilirdi.Bunların dışında ahşap mobilya üzerine bakır, pirinç, tunç ve dövme demirden, yapılmış kulp, kilit aynası çengel, menteşe vb. aksesuar ve süsleme öğeleri kullanılırdı. Sade ahşap yüzeyler cilâlanacak kadar pürüzsüz rendelenemediğinden mobilyaların üst tablası ve açık raflarını örtü ile kapatmak yaygın bir gelenekti.

Gotik mobilya deyince akla ilk gelen sandıklardır. Ancak çeşitli dolap komodin ve büfeler de kullanılıyordu. Gene de kıymetli ahşap mobilyanın yerine depolamada en yaygın yöntemin duvar önlerine ve köşelere gerilen perdeler olduğu söylenebilir. Çeşitli boyut ve biçimlerde sandıklar vardı. Bunlardan yüzeyleri bir çerçeve içine alınmış resim ya da rölyeften meydana getirilenlerin birçoğu sonradan parçalanmış ve bu yüzeyler tablo olarak kullanılmıştır. 15.yy.’da tipik bir sandığın yüzeyleri yan yana yerleştirilmiş çerçeveli tablalardan meydana getirilirdi. Çerçevelerin arasına heykelsi ahşap kuleciklerin yerleştirildiği örnekler günümüze kadar kalmıştır.
Zenginlerin evlerinde sandıklar duvar dibine yan yana dizilerek devamlı bir banko oluşturulabiliyordu. Bazen de üst üste koyularak dolap gibi kullanılanları vardı. Bu tür sandıkların ön yüzeyinde çekmece ya da kapaklar yer alabiliyordu. Olasılıkla böyle üst üste koyulan sandıklar sonradan birçok dolabın biçimine örnek olmuştur. Örneğin Rönesans döneminde armuar denilen yüksek dolaplar ortadan yatay bir silme ile ikiye ayrılarak üstte ve altta ayrı ayrı gözler yapılırdı.

Gotik nedir, Gotik Mobilya hakkında bilgi

Yorum Yazın

Sponsorlu bağlantılar

 

Son Yorumlar

İletişim

Sitemiz ile ilgili olarak görüş,öneri ve şikayetler ile reklam teklifleri için eokulegitim[at]gmail.com e-posta adresimizi kullanabilirsiniz.