Hacı Arif Bey Kimdir

Cumartesi, 30 Mart 2013, 9:14 | Bilgi Paylaşımı | 0 Yorum
by admin

Hacı Arif Bey Kimdir, Hacı Arif Bey Biyografi Hayatı

Hacı Ârif Bey, tam adı mehmed ârif (Doğum tarihi 1831, İstanbul – Ölüm tarihi 28 Haziran 1885, İstan­bul), şarkı formunda büyük yenilikler ya­pan bestecidir.

Küçük yaşta yeteneği ve sesinin güzelliğiyle dikkatleri üzerine çekti. Bir süre ünlü besteci Zekâi Dede’den ders aldı. Daha sonra Eyyubi Mehmed Bey’in öğrencisi oldu. Mehmed Bey’in aracılığıyla, onun da öğretmenlik yaptığı Muzıkayı Hümayun’a girdi. Bir raslantıyla kendisini dinleyen Padişah Abdülmecid, Ârif Bey’i mabeyinci olarak sara­ya aldı. Aynı zamanda haremde cariyelere müzik öğretmekle görevlendirilen Ârif Bey’in cariyelerden Çeşmidilber’e âşık ol­ması dedikodulara yol açınca, padişah iki genci evlendirdi; Ârif Bey, aylık bağla­narak saraydan uzaklaştırıldı. Bu evlilik, Çeşmidilber’in başkasına kaçmasıyla sona erdi. Ârif Bey, kendisinin bulduğu kürdili hicazkâr makamındaki “Niçin terk eyleyip gittin a zalim” (aksak) ve “Düşer mi şanına ey şeh-i huban” (curcuna) gibi en güzel şarkılarından birkaçını bu sıralarda beste­ledi.

haciarifbey

Bir süre sonra mabeyinci ve cariyelerin müzik öğretmeni olarak yeniden saraya alındı, aynı serüven yinelendi. Ama bu kez Ârif Bey’in karısı veremden öldü. Ârif Bey “Olmaz ilaç sine-i sad-pâreme” (segâh) dizesiyle başlayan ünlü şarkıyı bu olay üzerine besteledi.

Abdülaziz tahta geçince (1861) serhanende olaıak saray fasıl heyetine alınan Ârif Bey, gene haremde müzik öğretmenliğine atandı. Üçüncü kez aynı olay yaşandı ve Pertevniyal Valide Sultan, ünlü besteciyi gönül verdiği nedimesiyle evlendirdi. Ama yük­sek rütbeli devlet görevlilerine, hatta hane­dan üyelerine karşı giderek artan kaprisleri yüzünden Ârif Bey bir kez daha saraydan uzaklaştırıldı.

II. Abdülhamid döneminde, zaman zaman Muzıka-yı Hümayun’da ders veren Ârif Bey son yıllarında, önceki padişahlardan gördüğü ilgiyi bulamamaktan ve olağandışı ruh yapı­sına bağlanabilecek nedenlerden ötürü dün­yaya küstü. “Gurub etti güneş, dünya karardı” (kürdilihicazkâr) dizesiyle başla­yan son şarkısı da bunu yansıtır.

Döneminin en iyi müzikçilerinin yanında yetişen Ârif Bey, pek çok Osmanlı besteci gibi nota öğrenmedi, herhangi bir çalgıyla ilgilenmedi. Bu nedenle yeni bir makam oluşturmak ve çok güç geçkilerden sonra ana makama ustalıkla dönmek gibi başarıla­rı şaşırtıcıdır. Ârif Bey, hemen hemen yalnız şarkı besteleyen ve bu formu yenile­yen bir bestecidir. Ondan sonra şarkı formu neredeyse tek form durumuna geldi. Daha sonraki besteciler, ezgi kuruluşu bakımın­dan da Ârif Bey’i izlediler. Klasik formlara yüz çevirdiği için Ârif Bey’i suçlayanlar olduğu gibi. Batı müziği ile yeni karşılaşıldığı bir dönemde, onun geleneksel Türk müziğini soluklandırdığını belirtenler de vardır.

Arif Bey çok verimli bir besteciydi. Bini aşkın beste yaptı. Ama. bunlar hemen nota­ya alınmadığından çoğu unutuldu, günümü­ze ancak 390 dolayında yapıtı ulaşabildi. Bunların 9’u dinsel formlarda, gerisi şarkı formundadır.

Hacı Arif Bey Eserleri

Arif Bey’in besteleri arasında en tanınmış­ları olarak “Ahteri düşkün garib ü âşık-ı avareyim” (nihavend), “Aşk âteşi sinemde yine şûle-feşandır” (nihavend), “Mahzun ise dil ana safa cilveger olmaz” (nihavend), “Varken gönülde bin türlü yare” (karcığar), “Geçti zahm-ı tiğ-i hicrin ta dil-i nâşadıma” (kürdilihicazkâr), “Kanlar döküyor derdin ile dide-i giryan” (kürdilihicazkâr), “Sırma saçlı yare kim haber versin” (kürdilihicaz­kâr), “İftirakındır sebep bu nale vü efganı- ma” (kürdilihicazkâr), “Vücut ikliminin sultanısın sen” (nihavend), “Saydeyledi bu gönlümü bir gözleri ahu” (hicaz). “Deva yokmuş neden bimar-ı aşka” (muhayyer), “Humarı yok bozulmaz meclisi meyhane-i aşkın” (muhayyer), “Meftun olalı sen şeh-i huban-ı cihane” (hüzzam), “Mükedder derd-i peyderpeyle şimdi” (rast), “Zahir-i hale bakıp etme dahil bir ferdi” (mahur), “Bülbül yetişir bağrımı hûn etti figanın” (segâh) sayılabilir. Hacı Arif Bey hakkında bilgi ve Hacı Arif Bey Eserlerini bildirdik.

Yorum Yazın