Isaac Deutscher Kimdir

Pazartesi, 13 Mayıs 2013, 17:52 | Genel | 0 Yorum
by editor

Isaac Deutscher Kimdir, Isaac Deutscher Hayatı Biyografi

Polonya asıllı İngiliz tarihçi. Sovyet toplumu ve önderleriyle ilgili çalış­malarıyla tanınmıştır.

3 Nisan 1907’de Chrzanow’da doğdu, 20 Ağus­tos 1967’de Roma’da öldij, 1924-1939 arasında Po­lonya basınında gazete ve edebiyat eleştirmeni olarak çalıştı. 1926’da Polonya Komünist Partisi’ne girdi. 1932’de Stalin’in görüşlerine karşı çıktığı için partiden çıkarıldı. 1939’da Londraya giden ve İngiliz uyrukluğuna geçen Deutscher burada The Economist dergisinde yazılar yazdı. 1942-1947 arasında The Obseruer gazetesinde yazıları yayımlandı. Daha sonra tarihsel araştırmalara ağırlık verdi. 1966-1967 yılları arasında Cambridge Üniversitesinde ders verdi.

Deutscher’e göre 1917 Ekim Devrimi az gelişmiş bir ülkede sosyalizmin gerçekleşmesinde karşılaşılabi­lecek sorunları gündeme getirmiştir. Ona göre, 1917’de, Rusya’da sosyalizmin gelişmesi için ön koşullardan biri olan, üretimin toplumsal bir özellik kazanması henüz gerçekleşmemişti. Tarımsal toprak­lar, sayıları milyonlara varan küçük işletmeler halinde parçalanmıştı. Devlet ve sanayi çok güçsüzdü. İşçi sınıfı, iç savaş sırasında fiziksel ve siyasal olarak yıpranmıştı. Bolşevikler’in önderliğindeki işçiler ka­pitalistleri mülksüzleştirmişlerdi ama, sosyalist bir ekonomi ve yaşam biçimi kurmada güçlük çekiyorlar­dı. Deutscher’e göre, bu koşullar zaman içinde rejimin bürokratikleşme sine neden olmuştur.

Deutscher’e göre Lenin ve Troçki’nin savunduğu gerçek Sovyet demokrasisi, iktidarı kendi kişisel çıkarları için kullanabilecek yeni bir bürokrasiye karşı çıkabilen uyanık ve haklarını savunmaya kararlı bir işçi sınıfını gerektirmekteydi. Lenin bu bürokra- tikleşme tehlikesinin farkına varmış, fakat koşulların olumsuzluğu karşısında zaman zaman çaresiz kalmış­tı. Başlangıçta Bolşevik Partisi üyelerine anlatım özgürlüğü ve siyasal inisiyatif tanınmıştı ancak süreç içinde, ortaya çıkan değişik gruplar bastırıldıkça, iktidar bir azınlığın eline geçmiştir. Stalin bu azınlığın temsilcisi olarak, kişisel yönetimi altında otoriter bir parti ve devlet yapısı oluşturmuştur.

Deutscher’e göre Bolşevikler sosyalizmin gerçek­leştirilmesini yalnız Rusya’ya özgü bir olgu olarak değil, uluslararası bir süreç olarak değerlendirmiş, Ekim Devrimini Avrupa’daki sosyalist devrimlerin bir başlangıcı olarak görmüştü. Ancak 1920’de SSCB’nin uluslararası ilişkilerde yalnızlığa itilmesiyle birlikte, Stalin’in “tek ülkede sosyalizm”görüşü ağırlık kazanmıştır. Dautscher Stalin’i tarihsel bir zorunlulu­ğu bir erdem haline getirmekle ve dünya devrimi kavramını reddetmekle suçlamıştır.

Ona göre bu yaklaşım Rusya’nın tek başına sınıfsız toplum kurabi­leceğini savunmak, Batı ülkelerinde sosyalist devrim olasılığının ortadan kalktığına inanmak anlamına gelmekte ve sovyet bürokrasisinin toplumsal konu­munu korumak isteğine dayanmaktadır. Bunun için Stalin Komintern’i kendi diplomasisinin bir aracı haline getirmiş ve SSCB’nin güvenliğini sağlamaya çalışmıştır.

Deutscher’e göre Krusçev’in SBKP’nin XX.Kongresi’nde yaptığı Stalin dönemine ilişkin açıklamalar sınırlı kalmış, önceki döneme ilişkin birçok olgu belirsizlikten kurtulamamıştır.

Deutscher Sovyet toplumuna sadece tarihin bir nesnesi olarak kalmak istemiyorsa bugüne kadar kendi üzerinde ‘ve dışında yer almış olan devlet aygıtını, kendi çıkarlarını gerçekten temsil eden bir yapıya dönüştürmesini salık vermiştir. 1970); The Prophet Outcast, 1963, (Troçki, Kovulan Sosyalist, 1974); The Unfinished Revolution, Russia 1917-1967, 1967, (Bitmemiş Devrim, 1977).

Yorum Yazın