10:01 pm - Perşembe Aralık 14, 2017

Seyfi Arkan Hayatı ve Eserleri

Cumartesi, 6 Nisan 2013, 9:21 | Bilgi Paylaşımı | 0 Yorum
by admin

Seyfi Arkan Eserleri, Seyfi Arkan Hayatı

Seyfi Arkan Kimdir ?Asıl adı Abdurrahman Sey­fettin (d. 1903/04, İstanbul – ö. 15 Temmuz 1966, İstanbul), 1930’larda modern mimar­lık anlayışıyla çalışmış mimar.

1928’de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu. Aynı yıl Maarif Ve­kâleti tarafından açılan Avrupa yarışmasını kazanarak Almanya’ya gönderildi. Berlin Teknik Oniversitesi’nde dışavurumcu mi­marlığın güçlü temsilcisi Hans Poelzig’in yanında bir süre eğitim gördü. 1933’e değin Poelzig’in özel bürosunda çalıştı. 1933’te Türkiye’ye dönüşünden 1966’da ölümüne değin akademinin Yüksek Mimarlık Bölümü’nde şehircilik dersleri veren Arkan, öğretim göreviyle yoğun bir mimarlık uygu­lamasını birlikte yürüttü.

Arkan’ın mimarlığı birbirinden kesin çizgi­lerle ayrılan üç dönem içinde ele alınabilir. 1933’ten 1940’a uzanan ilk dönemde Arkan uluslararası üslup doğrultusunda çalışmış­tır. Bu yönelimini Almanya’da geçirdiği yıllara borçludur. 1933’te kazandığı bir yarışma sonucu gerçekleştirdiği ve ilk yapısı olan Ankara’daki Hariciye Köşkü (1933-36) ile Florya Cumhurbaşkanlığı Deniz Köşkü (1935-36), İstanbul’da Ayaspaşa’daki Üçler Apartmanı (1935), Çankaya’da Makbule Atadan Evi (1936), izmit Halkevi (1938­39), Ankara’da İller Bankası (1936-37) ve Tahran Büyükelçiliği (1937-38) ilk dönemi­nin yapılarıdır. 1935-36’da tasarladığı Zon­guldak’taki iki işçi yerleşmesi ise, Türkiye’ de modern mimarlık anlayışıyla planlanmış ilk toplu konut örneğidir. Bütün bu uygula­malarıyla Arkan 1930’larm en ünlü tasarım­cısı haline gelmiştir.

1933-40 arasında tasarladığı yapılarda Ar­kan’ın biçim dili Walter Gropius’a, zaman zaman da Erich Mendelsohn’a yaklaşır. Ama bu yapılar basit kopyalar düzeyinde olmayan, modern mimarlık anlayışının ilkelerini kav­ramış bir mimarın ürünleridir. Üstelik Çemberlitaş Palas (1937-38) ve İzmit Halkevi örneklerinde izlenebileceği gibi, genellikle çok güçlü bir plastik kitle düzenine sahiptir­ler. 1940’larda II. Ulusal Mimarlık akımı­nın başlamasıyla Arkan gittikçe gözden düşmüş ve önemli devlet yapılarının mimarı olma niteliğini bir daha kazanamamıştır. 1950’ye değin gerçekleştirdiği yapılar ise. önceki dönemine oranla çok daha yalındır. Bunlar üslup açısından Alman çizgisinden çok. F. L. Wright’in 1900’lerde geliştirdiği biçim diline yakındır ve Arkan’ın II. Ulusal Mimarlık akımı yandaşları gibi geleneksel Türk mimarlığını yeniden yorumlamaya yö­nelmediğini gösterir.

1950’lerde Türk mimarlığı Batılı modern mimarlık anlayışına geri döndüğünde, ünü ve etkinliği artık iyice azalan Arkan bu dönemde çeşitli kentlerde banka şubeleri, bazı özel konut yapıları gerçekleştirmiştir.

Yorum Yazın