Gustav Radbruch Kimdir

Cumartesi, 29 Haziran 2013, 16:43 | Genel | 0 Yorum
by editor

Gustav Radbruch Kimdir, Gustav Radbruch Hayatı Biyografi

Alman, hukukçu. Hukuk felsefesi­nin temel ilkelerini konu edinen ça­lışmalarıyla tanınmıştır.

21 Kasım 1878’de Lübeck’te doğdu, 23 Kasım 1949’da Heidelberg’de öldü. Doğduğu kentte orta öğrenimini bi­tirdikten sonra Heidelberg Üniversitesi’nde felsefe, hu­kuk ve tarih okudu. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya Sosyal Demokrat Partisi’ne katıldı. 1920-1924 arasında bu partinin temsilcisi olarak parlamentoda yer aldı. 1921-1922 ve 1923 yıllarında K.Joseph Wirth ve Gustav Stresemann hükumetlerinde adalet bakanlığı yaptı. 1910’da başlayarak çeşitli zamanlarda Heidelberg,Königs- berg, Kiel üniversitelerinde ders veren ve 1926’da Hei­delberg Üniversitesi’nde hukuk felsefesi profesörü olan Radbruch, 1933’de Hitler’in iktidara gelmesinden son­ra üniversiteden uzaklaştırıldı.

Radbruch’un çalışmaları hukuk felsefesi ve kültür ta­rihi alanlarında yoğunlaşmaktadır. Ona göre bir toplu­mun kültürünü oluşturan ögelerin, o toplumun ortaya koyduğu, yarattığı her şeyde bulunması doğaldır. Arka­daşı filozof ve hukukçu P.Tİllich ile birlikte yazdığı Re- ligionsphilosophie ah Kııltur (“Kültür Olarak Din Fel­sefesi”) adlı yapıtında din, felsefe ve kültür bağlantısını incelemiş, bu üç alanın da aynı kaynaklardan beslendi­ğini, bu nedenle birbirinden ayrı değil, birlikte ele alın­ması gerektiğini ileri sürmüştür. Ona göre bir toplumun diniyle felsefesi aynı gelişim doğrultusundadır, kültür bu iki varlık alanının bütünlüğünü sağlayan bir ürünler bi­rikimidir.

Radbruch hukuk felsefesinin konusunu bir kültür de­ğeri olan hukukun gözlemlenmesi, incelenmesi olarak gö­rür. Bu bakış açısı altında Doğal Hukuk Okulu’nun iki bin yıldan fazla süren egemenliği sırasında bu okul için­de ortaya çıkan düşünsel eğilimlerin niteliklerini ortaya koyar. Hukuk kültürün bir parçası olduğundan, hukuk konusundaki çeşitli görüşler de o dönemin egemen dünya görüşünden bağımsız değildir. Eski Çağ’da doğa felse­fesinin egemen olduğu dönemde doğa ile düzen, tanrı­sal egemenliğin önem kazandığı Orta Çağ’da ilahi hu­kukla beşeri hukuk, Aydınlanma Düşüncesi’nin etkisin­deki Yeni Çağ’da ise hukuksal zor ve bireysel akıl yü­rütme arasındaki fark ve karşıtlıklar doğal hukuka konu olmuş, bunlar geliştirilen öğretilerin odak noktasında yer almıştır. İlk Çağ’da şeylerin kendilerine özgü doğası, Orta Çağ’da tanrısal esin, Yeni Çağ’da akıl, pozitif hukuk­tan tümüyle bağımsız hukuk kaynakları olarak görülmüş­tür.

Eserleri (başlıca): Binführung in die Rechtsuıissenchaft, 1907, (“Hukuk Bilimine Giriş”); Grundzüge der Rechts- philosophie, 1914, (“Hukuk Felsefesinin Temel Çizgileri”),’ Re- ligionsphilosophie ah Kultur (P.Tillich ile), 1920, (“Kültür Olarak Din Felsefesi”); Kulturlehre des Sozialismus, 1922, (“Sosyalizmin Kültür Öğretisi”); DerGeist des englischen Rechts, 1947, (“İngiliz Hukukunun Özü”)\Derinnere Weg, (ö.s.) 1951, (“İç Yol”) otobiyografi.

Yorum Yazın